ESKİ BİR TÜRKMEN - ALEVİ KÖYÜ : SEYİTHASAN
Seyithasan Köyünün ve Bismil yöresindeki alevi köylerinin kökenlerine baktığımız zaman iki farklı görüş ileri sürülmektedir.:
1. İlçeye ilk yerleşenlerin Irak'ın Musul ve Bağdat yörelerinden göç eden bir Türkmen kolu olduğu söylenmektedir. Bu ilk yerleşenlerin 16. yüzyıl başlarında, kuraklık nedeniyle buraya göç ettikleri ve yerleşm yeri olarak da Dicle Nehrinin iki yakasını tercih ettikleri günümüzde de bellidir.
Bu göçle gelenlerin Batman İli'nin sınırları dolayında başlayıp Diyarbakır yakınlarına kadar yerleştiklerini görmketeyiz. Yerleşim yerlerinin sayısının 300 civarında olduğu tespit edilmiştir.
Seyithasan köyü ise öne sürülen bu görüşe göre Musul’un Nineva köyünden gelmiştir.
Bunlar Zelil Kalender olarak bilinen sülale ve dede ocağıdır. Nineva köyü, Eski-Musul kentinin yakınındaydı. Seyithasan köyü halkının bir bölümü de Sarı Saltuklu'dur. Bunlar, Diyarbakır’ın İmam-Akiyl köyünden gelmiştir. Başka bir grup Şanlıurfa-Kısas’tan gelmiştir. Kısas’tan gelenlerin de kökeni Musul’dur. Seyithasan köyü, 1568 yılında 66 hane ve 17 mücerret olmak üzere 83 neferanlı bir yerleşimdi.
Köyde Seyyid Hasan adlı bir zaviye vardı. Zaviyeye Şeyh İbrahim oğlu Budak bakıyordu. Budak, Mahmud Şeyh Hüseyin’in kardeşlerindendi. Köydeki tahrir nüfusunun ad listesi Alevi ad vurma geleneğine uygundu:
Yar Ali oğlu Yağmur ve Şahverdi,
Hüseyin oğlu Zeynel ve oğlu Şeref,
Hızır oğlu Selman ve oğlu Nazar,
Hızır oğlu Kalender
Günümüzde bile, özellikle 1980'lerdeki İran - Irak Savaşı'na kadar olan yıllarda, Musul ve Bağdat'taki yakınları ile ilişkilerini sürdüren ve birbirinin akrabası olan ailelere tanık olmaktayız.
2. Öne sürülen ikinci görüş ise İran Horasan'ından bu bölgeye gelinerek yerleşildiğidir. Bu göçün de büyük olasılıkla İran Horasan'ın 1632'deki Afganistan tarafından işgali sırasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Hatta göç sırasında bazı grupların Musul, Bağdat taraflarına bazı gruplarınsa Bismil tarafına geldiği ; daha sonra akraba olan ailelerin bu iki yurt arasında gidip geldiği görülmektedir. Örneğin göçle birlikte önce Musul'a gidip oraya yerleşen,oradan vazgeçip akrabalarının bir kısmının yurt tuttuğu Bismil'e , Seyithasan'a gelen bazı ailelerin daha sonra yeniden Musul'a dönerek oraya yerleştiği görülmektedir.
Her iki görüşte aslında 16. yüzyıl başlarında büyük bir göç dalgasının yaşandığını ve büyük bir Türkmen grubunun Diyarbakır, Bismil, Musul, Kerkük, Erbil yörelerine yerleştiğini doğrulamaktadır.
Konuştukları dil Azeri Lehçesine yakın olmakla beraber Türkmen Lehçesidir.
Köyümüzle ilgili belki de verilmesi gereken önemli bir bilgi de Cumhuriyet Dönemiyle ilgilidir. Cumhuriyet tarihiyle birlikte nahiye olarak görülen Bismil'den nahiyelik alınarak 1925-26 yılları arasında Seyithasan Köyü'ne verilmesidir. Nahiye müdürü de Halil Bey'dir. Soyadı Kanunuyla birlikte Halil Bey "Halil KARACAER" olarak karşımıza çıkmaktadır. Seyithasan Köyü'nün nahiyeliği 2 yıl sürmüştür. 1927 yılında nahiyelik Seyithasan'dan alınarak tekrar Bismil'e verilmiştir. Güzel olan bir tespit daha yapacak olursak o da Bismil nahiye müdürünün de, günümüzde Türkmenacı Köyü'ndeki "KIZIL"lardan birisi olan Muharrem KIZIL'dır.
Köyün hemen kuzeyinde yer alan bu kıraç alanlar "Büyük, Küçük ve Orta Nav" olarak adlandırılmaktadır. Eliaçık Köyü ile köyümüz arasındaki Orta Navda "Çoban Alo"nun hakka yürüdüğü mekan da eskiden beri "Melke Mezeri" diye adlandırılmaktadır.
Köyümüzün komşuları ;Kuzeyinde Eliaçık ( Köpekli) Köyü, Kuzeydoğusunda Kemberli Köyü, Batısında Yasınca Köyü, Güneydoğusunda Bismil İlçesi ve Yukarı Darlı ,Köseli Köyleri, güneyinde ise Ambar Beldesidir.
Köyün hemen yanıbaşında batı ve güney yönlerinde "Arpa Çayı" akmaktadır. Bu çay "Kavşanda Ovasını" sulamaktadır.Genellikle yaz mevsimlerinde kuruduğundan köylülerimiz tarafından "Kuruçay" diye de adlandırılır. Karababa ziyareti önlerinde Dicle nehri'ne dökülür.
Kuruçay'ın batısında kalan hemen üst tarafı "Kurt Kıracı" diye adlandırılır . Eskiden buralarda otlayan koyun sürülerine sık sık kurtlar saldırır ve sürüye ciddi anlamda zarar verirmiş.
Köyün güneyinde yer alan ve tren durağının hemen üst yanında yer alan "Sultan Seyit Tepesi" önemli bir ziyaret olmakla birlikte köylülerimiz tarafından "Cağcağ" diye adlandırılmaktadır. Bu adın verilmesinin sebebi de Sultan Tepesi'ndeki suyun çağlayarak, kaynaya kaynaya akmasıdır.


